Safran Bitkisi Yetiştirmek Çok Kazandırıyor

Kilosu 20 Bin Lira Olan Safran Bitkisi Yetiştirmek Çok Kazançlı Bir Yatırım Olabilir

Karabük’ün Safranbolu ilçesinde yetiştirilen, çok sayıda kullanım alanı olan, yılda 15-20 kilogram üretilen, dünyanın en pahalı bitkisi safrandan bu yıl 25 kilogram üretilmesi hedefleniyor.

 

 

 

Bizans döneminde Batı Anadolu’da ticareti yapılan, Osmanlı döneminde de önemini koruyan safran, adını verdiği ilçede 38 çiftçi tarafından 38 dönüm alanda üretiliyor. 

Ağustos ve eylül aylarında ekilen, ekim ve kasım aylarında hoş kokulu mor çiçekler açan, sabah erken saatlerde güneş doğmadan hemen önce toplanan safran, boya sanayisi, yemek, kozmetik, ilaç ve gıda endüstrisi gibi alanlarda kullanılıyor.

Kilosu 15-20 bin lira arasında değişen fiyatlarda satılan dünyanın en pahalı baharatı ve kendi ağırlığının 100 bin katı kadar sıvıyı sarı renge boyayan, tarihi ve turistik ilçe Safranbolu’ya da adını veren safranın her yıl ilçede şenliği düzenleniyor. Özellikle gıda boyası ve tat verici olarak kullanılan safran, dünyada İspanya, Fransa, İtalya ve İran’da da yetiştiriliyor. Safranbolu Kaymakamı Gökhan Azcan,safran üretmek isteyen çiftçilere devlet olarak her türlü destek sağladıklarını, her geçen yıl üretimi artırmayı hedeflediklerini söyledi. Üretimi artırmak için projeler hazırladıklarını, şu anda yılda 15-20 kilogram safran üretildiğini belirten Azcan, şöyle konuştu:

”Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğümüzün kontrolünde 38 çiftçimiz bu işle meşgul oluyor. Her yıl çiftçilere verilen safran soğanlarının tarım müdürlüğü teknik elemanlarının nezaretinde dikimi sağlanıyor. Üretim alanının artmasının yanı sıra üretim teknikleri geliştirildi. Dikimden hasada kadar yapılacak çalışmalar sistemli eylem planı haline getirildi. Bu kapsamda bu yıl 25 kilogram üretim amaçlanmaktadır. Bitkinin bakımı çok zor, özel eğitimler sonunda üretilebiliyor. 80 bin safran çiçeği yarım kilogram geliyor. Pazar sıkıntısı yok. Genellikle iç pazarda değerlendiriliyor.”

”Coğrafi işaretimizi aldık”

Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Çetin Ayvalık ise Safranbolu’daki safran üreticilerinin en büyük sıkıntısının ülkedeki sahte safran satışı olduğunu belirtti.

Geçen yıl ”Safranbolu safranı” olarak coğrafi işaret aldıklarını ifade eden Ayvalık, ”Safranbolu’da üretilen safran, ülkemizde ve dünyada kalitesiyle aranan bir bitkidir. Maalesef ülkemizde ‘yalancı safran’ diye adlandırdığımız bazı bitkiler pazarlanıyor. İran safranı da ilçemizde üretilen safranla karıştırılıp satılıyor. İlçemizde üretilen safranları sürekli kontrol altında tutuyoruz. Amacımız safranımızı koruma altına alıp sahtelerine izin vermemek” diye konuştu.

İklim ve Toprak İstekleri

Safranın iklim isteği asmaya benzerlik gösterir ve rüzgara karşı korunmuş güney yamaçlarda iyi yetişir. Yaz kuraklıklarına ve soğanları dona dayanıklıdır. Vejetasyon devresindeki serin ve nemli havalar bitkinin gelişmesini olumsuz yönde etkiler. Özellikle çiçeklenme devresinde kuru ve güneşli havaları sever. Bu devredeki yağışlar ürünün kalitesini önemli ölçüde düşürür. Çiçekler dona çok hassastır. Safran kumlu, gevşek, taşsız ve iyi drenajlı toprakları sever. Biraz kireçli , tınlı ve killi topraklarda da iyi yetişir. Taban suyu yüksek olan toprakları sevmez. Aşırı yağışlarda toprakta biriken suyun soğanlar çürütmemesi için hafif meyilli tarlalar tercih edilebilir.

 

safran

Toprak işleme ve Ekim

Safran tarımında özellikle ilk yılda bitkilerin gelişmesi ve yabancı otların yok edilmesi için toprak işleme çok iyi yapılmalıdır. Genellikle bir yıl önceden toprak nadasa bırakılır. Ertesi yıl ekim zamanın kadar tarla pullukla 4-7 kere sürülür ve tırmıklanır. Ülkemizde Ekim- Ağustos ayının ikinci yarısı ile Eylül ayında yapılır. Tohumluk olarak eski dikimlerdeki soğanların oluşturduğu yavru soğanlar kullanılır. Bu soğanlar pulluğun açtığı çiziye 12-15 cm derinlikte dikkatli bir şekilde bırakılır. Dikim sırasında birkaç erkek işçi pulluk çizgisini temizler, bir işçi soğanları diker, diğer bir işçide üzerlerine yanmış ahır gübresi serper. Böylece eşit derinliğe iyi bir dikim yapılmış olur. Sıra araları 10-20 cm, sıra üzeri de 8-10 cm kadardır. Ekimden sonra toprak bir defa daha tırmıklanır.

EKİM NÖBETİ : Genel olarak safrana ekim nöbetinde yer verilmez. Bir tarladan üç yıl üst üste yararlanılır. Üçüncü yılın sonunda tarla bozulur. Bozulan tarladan soğanlar sökülür, sağlam ve iyi olanlar seçilir ve dikim zamanına kadar muhafaza edilir. Soğanların sökümü genellikle çapa veya bel ile yapılır.

 
 

Davutobası’ nda Haziran’ın ikinci yarısında genelde gündönümü olan 21 Haziran’da soğanlar topraktan çıkarılmakta, başka alanda bir yıl önceden hazırlanmış olan tarlaya, 20 Ağustos’tan itibaren tekrar dikim yapılmaktadır. Soğanlar tarlaya ekilmeden önce, yetiştiricilerin deneyimine göre hastalık bulaşmasın diye, dış kısımdaki kahverengi kabuklardan arındırılmaktadır. Aynı tarlaya 6-7 yıl sonra tekrar safran dikilebilir. İtalya ve İspanya’da safrana önemli zarar yapan Rhizoctonia crocorum ve Phoma Crocophila hastalıklarının ülkemizde görüldüğüne dair bir kayıt yoktur. Yalnız son yıllarda Colaoptera larvası soğanlara girerek zarar vermektedir. Bahse konu zararlı için Ankara Zirai Mücadele Merkez Araştırma Enstitüsü 6-7 yıldır çalışma içindedir henüz pratik bir mücadele yöntemi geliştirilememiştir. Profesör Neşet ARSLAN’ a göre zararlı ile mücadele için; soğanlar biraz erken sökülmelidir. Soğanların sökümünde Haziran ayı beklenmeden Mayıs sonlarında veya Haziran başında soğanların sökülmesi halinde Colaoptera zararından soğanları kurtarmak mümkündür. Nitekim hocamızın haklılığı Mayıs Ayındaki ziyaretlerinde görülmüştür. Safran alanlarının tamamı dolaşılmış ve tarlaların hiçbirinde zararlı görülmemiştir. Bizde safrana en fazla tavşanlar zarar vermektedir. Safran soğanlarını çok seven tavşanlar toprağı kazarak soğanları yemekte ve önemli ölçüde tahribat yapmaktadır. Toprak kurtlarının da zararları söz konusudur. Arvicola arvalis (T Alpidae) İspanya da safranın en önemli zararlısı olarak bilinmektedir.

Hasat, Kurutma ve Verim

Safranın hasat zamanı çiçeklenme devresi olup, yılın iklim şartlarına göre genellikle Ekim ayına rastlar, bazen Kasımın ilk yarısına kayabilir. Hasat 15-20 gün sürer. Safranın hasadı çok yorucudur ve genellikle 2 kademede yapılır. İlkönce yağışlı olmayan günlerde sabah erkenden henüz açmamış tomurcuklar dikkatle kopartılarak sepetlere konur. Sonra bu tomurcuklar gölge bir yere getirilerek açması için tekrar serilir. İkinci işlem açılmış çiçeklerde tepeciğin alınmasıdır. Tepecik küçük bir makasla ve tepecik parçalarının ayrıldığı yere yakın kısımdan kesilir. Kesilen parçada kalan dişicik borusu ne kadar kısaysa kalite o kadar iyi, uzunsa o kadar kötüdür. Davutobası’ nda çiçeklerin hasat zamanı 25 Ekim-15 Kasım arasıdır. Sabahın erken saatinde, toplanma kolaylığı nedeniyle çiçekler henüz açılmadan toplanmakta, kapalı mekana getirilen çiçeklerin yaprakları açılarak dişi organ (tepecik) ve erkek organlar birlikte toplanmaktadır. Tepecikler arasında erkek organların da bulunması kaliteyi olumsuz yönde etkilemektedir.

Hasat edilen tepeciklerin kurutulması da ayrı bir önem taşımaktadır. Davutobası’ nda erkek organlarla birlikte toplanan tepeciklerin kurutulma işlemi geleneksel yöntemlerle yapılmaktadır. Öncelikle tepsilere balmumu eritilerek dökülmekte ve ince bir tabaka oluşturacak şekilde tepsi yüzeyinde yayılmaktadır. Hatta bazen kurutulmakta olan ürünün üzerine eritilmiş balmumu dökülür. Daha sonra erkek organlarla karışık olan tepecikler tepsiye dökülmekte ve tepsi yanmakta olan soba üzerinde 10-20 cm yüksekte meyilli bir şekilde tutularak kurutma işlemi yapılmaktadır. Tepsinin iç yüzeyinin balmumu ile astarlanmasının, kurutma işlemi sırasında materyalin tepsiden kayıp dökülmemesi için yapıldığı söylenmektedir. Ancak kurutma işlemi sırasında, dişi ve erkek organlar da balmumu ile astarlanmaktadır. Balmumunun tepecikleri astarlamasının, uzun süre koruyucu etkisinin olabileceği düşünülebilir. Burada belirtilmesi gereken husus, tepeciklerin erkek organlarla karışık olması ve ayrıca, balmumu ile astarlanmalarının kalitenin önemli ölçüde düşmesine sebep olmasıdır. Bu şekilde verim biraz artar ancak, kalite çok düşer. Bu geleneksel fakat iyi olmayan kurutma metodu ülkemizin safran ticaretinde rolünün kaybolmasında en etkili faktör olmuştur. Alıcı ülkeler bunu bir tağşiş kabul ederek bizden ithalatı keserek başka ülkelere yönelmişlerdir. Kurutma, kurutma dolaplarında veya üzerine kağıt koyarak ekmek fırınlarında da yapılabilir.

Kurutma işlemi tepecikler iyice sertleşinceye kadar takriben 40-50 dk sürer. Kurutulmuş ürün şişelere veya tahta kutulara konularak muhafaza edilir. Ürün tekrar nemlenmekten ve ışıktan korunmalıdır. Daha önceleri Hindistan’da da geleneksel işleme metotlarının kullanılması, uluslararası standartlara uyulmaması, toz ve polenlerle kirlenme olması ve düşük oranda pigment içermesi gibi temel yetersizlikler nedeniyle, üretilen safranın kalitesi düşük olmuştur. Daha sonra çiçek hasat ediciler, hava tasnif ediciler, tepecik ve erkek organları ayırıcılar, ışıklı(solar) kurutucular gibi aletler tasarlanarak, laboratuarlarda ve safran yetiştirilen alanlarda denenmiştir. Denemeler sonucunda işlem ekipmanları, yetiştiricilere tanıtılmıştır. Aletlerin kullanıma girmesiyle işçi masraflarından önemli tasarruf sağlanmış ve sonuçta süper kalite ürün yetiştirilmesine başlanmıştır.(Sama, J.K. ve arkadaşları 2000) Safranın verimi yıldan yıla değişir. 3 yıl faydalanılan bir tarlada verim ilk yıl dekara 1 kg kuru tepeciktir. İkinci yıl verim 2-4 kg/dekara yükselir ve 3. yıl tekrar azalarak 1-1,5 kg/dekara düşer. Ortalama 80-120 bin çiçekten 5 kg yaş tepecik, bundan da 1 kg kuru ürün alınır. Çiçek verimi 80-90 kg/da olup, günde 2,5-3,5 kg çiçek /da toplanır. Bir kadın işçi saatte 50-60 gr tepeciği çiçekten ayırabilir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında safranın yetiştiriciliğinin çok zahmetli olduğu, ancak küçük arazilerde yapılabileceği kolayca anlaşılabilir.

 
 
 
 

Safranın düşük verimi ve yoğun emek istemesi onun dünyanın en pahalı baharatı olmasının başlıca sebepleri arasındadır. Safran Ticareti ve Safrana Yapılan Hileler Safran dünya piyasalarına bugün daha çok İspanya ve Hindistan (Keşmir) tarafından arz edilmektedir. Ayrıca İtalya, Fransa ve Yunanistan da önemli üretici ülkelerdir. Hindistan’ ın Bombay ve İspanya’nın Albecete şehirleri en önemli alış-veriş merkezleridir. Kalitelerine göre Safranlar çeşitli sınıflara ayrılır. Keşmir Safranlarının sınıflandırması şöyledir;

1-Extra (STAHİ)

2-Orta(MOGRA)

3-Düşük(LAÇHA)

Ülkemizde de safrana ait bir standart vardır. Bu standarda göre safranlar ekstra, 1. sınıf ve 2. sınıf olmak üzere üç sınıfa, sınıflarda üç tipe ayrılmaktadır. Gerek dünyada gerekse bizde safrana ait standartlar olmasına rağmen çok pahalı bir drog olduğundan, hile ve tağşişler yapılmaktadır. Tarihlerde de buna dair kayıtlar vardır. Safrana yapılan hilelerden Dioshurides ve Plinius bahsetmektedir. Hatta dünyada safran kadar hiçbir drog a bu kadar çok hile yapılmadığı belirtilmektedir. Bundan dolayı Orta Çağda Almanya ve İsviçre’de safrana hile yapanlar ölümle cezalandırılıyorlardı. Safrana yapılan hileleri şu şekilde sıralayabiliriz;

1-Safran tepecikleri içerisine başka bitki parçaları koymak suretiyle.Tüm haldeki ve toz edilmiş safrana başlıca Carthamus tinctorius ( aspir, yalancı safran ) çiçekleri, Zeamaydis stigmaları, Curcuma longa rizomları, sarı mantarlar veya safranın tepeciği alınmış dişicik boruları katılmaktadır. Aspir çiçekleri ile yapılan hile en yaygın olanıdır. Ülkemizde de baharatçılarda safran diye satılan ürünün büyük bir çoğunluğu yağ emdirilmiş aspir çiçeğidir.

2-Boyanmış organik maddeler, et lifleri, domuz yağı, nişasta, balmumu, elma veya diğer şuruplar ve yağlar. Balmumunun bizde kullanıldığını ve safran ihracatımızı olumsuz yönde etkilediğini yukarıda belirtmiştik.

3-Tebeşir, zımpara, sodyum sülfat, ince kum gibi inorganik maddeler

4-Boyası alınmış ve kimyasal boyalarla tekrar boyanmış safran tepeciklerinin tekrar kullanılması.

Harun Güngör